Kendi Kendine Giden Arabalar

Özgür Deveci tarafından yazıldı · 1 Ekim 2020

Teknolojinin geleceğini konu alan Hollywood filmlerine baktığımızda hologram teknolojilerini, yapay zekaya sahip robotları ve kendi kendine giden uçan arabaları görüyoruz. Küçüklüğümüzde izlediğimiz bilim kurgu filmlerinden hatırlayacağımız uçan arabaları ilk gördüğümüzde ağzımızın suyu aka aka seyrediyorduk ve acaba bir gün gerçek olur mu diye de düşünüyorduk.

Zira bir asır öncesinde çizilen resimlerde bile, o zaman diliminde yaşayan insanlar günümüz dünyasını uçan arabalar ve yüksek gökdelenlerin olduğu şehirler olarak tasvir etmişler. Aslında, tamamen otomatikleştirilmiş bu araçlar ticari geçerliliğin de sınırlarında kalıyor. Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar sürücüsüz otomobil teknolojileriyle uğraşmaya devam ederken, kullanıcılar daha çok donanım ve yazılım uyumunun ne düzeyde olacağını merak ediyor. İçerisine bindiğimiz aracımızın tüm kontrolünü yapay zekaya ve robotlara vermek ilk başta korkunç bir fikirmiş gibi gelebilir. Ancak teknolojinin üzerimizdeki yansıması haline gelen telefon, tablet ve bilgisayarlarımızın yanı sıra asıl kendi kendine giden sürücüsüz otomobiller hayatımızı daha kolay bir hale getirecek.

Teknoloji şirketleri ne diyor?

Audi, BMW, Ford, Google, Tesla ve Volvo gibi teknoloji ve otomobil pazarının lider üreticileri de günlük binek arabalarımızı kendi kendine giden otonom araçlara dönüştürebilmek için yeni teknolojilerini duyurmaya devam ediyorlar. İlk olarak 2010 yılında ortaya çıkan Google'ın kendi kendine giden otonom araç projesinin, şirket tarafından yapılan açıklamalara göre 2020'li yıllarda hayatımıza girmesi bekleniyor. Günümüzde yaşanan trafik kazalarını sonsuza dek ortadan kaldırmayı amaçlayan Google "Tam olarak her şeyden emin olmadan ve tüm kontroller yapılmadan bu teknolojiyi kullanıcılarla buluşturmayacağız." ifadelerinde bulundu.

Blog single

Mobil teknoloji pazarında Google'ın en büyük rakibi Apple'da bu sektöre girmeyi amaçlıyor. Zira geçtiğimiz aylarda şirketin 1,5 milyar dolar bir ücret karşılığında McLaren'ı satın alacağı söyleniyordu. Donanım ve yazılım uyumunu bu denli bir araya getiren bir firmanın kendi kendine giden araç sektörüne girmeyecek olmasını bekleyemezdik herhalde. ABD'nin San Francisco eyaletinde başlayan ve daha sonra dünyanın dört bir yanına yayılan Uber'de, kendi kendine giden ilk sürücüsüz araç denemelerine başladı. Uber'in CEO'su Travis Kalanick tarafından yapılan açıklamada şirketin kendi kendine giden araç sektörüne uzun yıllardır girmesinin düşünüldüğü ve Volvo ile yapılan bir ortaklık neticesinde sonuca bağlandığı belirtildi.

Otomotiv şirketleri ne diyor?

Teknoloji devlerine nazaran otonom araç sektörüne daha temkinli yaklaşanlar ise ilginç bir şekilde otomotiv şirketleri oldu. Bunu söylediğimde sanırım herkesin aklına aynı isim gelmiştir. Tabii ki de Tesla ve şirketin CEO'su Elon Musk. Tesla'nın Model S isimli aracı otonom araç olmaktan öte aynı zamanda tasarım olarak da birçok kullanıcı tarafından beğeniliyor. Diğer bir yanda otomotiv dünyasının lider üreticilerinden biri olan Ford'da ilk sürücüsüz otomobil denemelerine başladı. Ford'un araçları şimdilik aracı kendi kendine park edebilme ve temel bir takım sürüş dinamikleri barındırıyor. Öte yandan otomotiv endüstrisinin başka önemli isimlerinden Audi, BMW ve Volvo'da bu sürece temkinli yaklaşıyor. BMW'nin kendi kendine giden araçları konum bilgilerini kullanarak araçları en güvenli yoldan ulaşacağı yere götürmeyi amaçlarken Volvo, benzer bir şekilde önce güvenliğe önem veriyor. Ayrıca tüm otomotiv şirketleri 2020 senesinden önce kendi kendine giden arabaların trafiğe çıkmamasını vurguluyor.

Blog single
Yapılan araştırma sonuçları

Günden güne artan araç trafiği ve şehir içi yollarda yaşanan kazaların önüne geçebilme gibi hayatı daha güvenli bir hale getirmeyi amaçlayan bu teknolojiyi acaba tüm araç sahipleri istiyor mu? Bu sorunun cevabını Michigan Üniversitesi'nde sürdürülebilir küresel ulaşım araştırma grubundan sorumlu Brandon Schoettle ve Michael Sivak cevaplıyor. Bu iki akademisyenin yaptığı araştırma sonuçlarına baktığımızda, insanların bu teknolojiyi hayatlarında pek istemediklerini görüyoruz. Araç sahipleri daha güvenli olması açısından kendi araçlarını kendileri kontrol etmek istiyorlar. Araştırma sonucuna göre sadece ufak bir kesim bu teknolojiyi daha güvenli buluyor. Peki, bu teknolojinin sonu ne olacak? Zaten şu an yollarda şerit ortalama sistemiyle çalışan ve hız sabitleme teknolojisine sahip yarı otonom araçlar bulunuyor. Ancak tam otonom dediğimiz, tamamen robotların kontrolünde olan araçların yaygınlaşmasına ise daha çok uzun yıllar var.

Kendi kendine giden arabaların hayatımızı inanılmaz bir şekilde kolaylaştıracağına hiç şüphemiz yok. Trafik sıkışıklıkları ve araç güvenliği bir yana otonom araçlarla birlikte daha az karbondioksit salınımı ve hava kirliliğinin de önüne geçilecek. Ayrıca insanlara nazaran trafik kurallarına da sıfır hatayla uyacak bu araçlar sayesinde kazalarında ciddi oranda azalması bekleniyor. Ancak yine de insanların birçoğu bu teknolojinin henüz erken olduğunu düşünüyor. Michigan Üniversitesi'nde gerçekleştirilen ve yaklaşık 500 sürücünün eşlik ettiği araştırmada, kullanıcıların %15'i kendi kendine giden arabaların hayatımızı kolaylaştıracağını düşünüyor. %40'lık bir kesim ise, yarı otonom araçların günümüz şartlarına göre daha uygun olacağını söylüyor. %45'lik bir başka kesim de araçların tüm kontrolünün kullanıcı da olması gerektiğini savunuyor.

Blog single

Bu oranları gören araştırmacı ekip, katılımcılara bir soru daha soruyor. Peki, dünyadaki tüm araçların otonom araçlarla değiştirildiğini hayal edin. Ne düşünürsünüz? Bu sorunun cevabı da hiç şaşırtıcı olmamış, öyle ki katılımcıların %33'ü içimde biraz şüphe olur, %36'sı ise o arabaya asla binmem demiş. Ayrıca bu araştırmaya katılan kullanıcıların yaşlarıyla endişe seviyelerinin doğru orantılı bir şekilde arttığını da belirtelim. Akıllı telefon pazarının ve mobil teknoloji dünyasının yıldızlarından biri olan Google'ın kendi kendine giden arabasında ise direksiyon ve pedal seti bulunmuyor. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde sokağa çıkma yasağı konulan bu aracın hayatımıza girmesini %97'lik bir kesim istemiyor. Yalnızca %3'lük bir kesim, böyle bir aracın daha konforlu olacağını söylüyor.

Araştırma sonuçları gösteriyor ki, henüz toplum bu teknolojiye hazır değil ya da henüz firmalar doğru karışımı bulamadı. Her ne kadar otomobil teknolojileri ekibinden önemli isimleri kaybetmiş olsa da Google'da bu alanda kafa patlatan mühendisler hala çalışmaya devam ediyor. Yani şirket içerisinde teknolojiyi geliştirmek için uğraşan birileri hiçbir zaman eksilmiyor. Ancak, Google marka bir otomobil satın almayı düşünüyorsanız boşuna heveslenmeyin derim. Ne yazık ki, böyle bir şey maalesef olmayacak. Google'ın otonom araçlardan sorumlu proje yöneticisi Dmitri Dolgov tarafından yapılan açıklamada "Biz kendi kendine giden araçlardan ziyade sürücüsüz otonom araçlar için gerekli olan teknolojiyi geliştiriyoruz. Biz araç üretmiyoruz." ifadelerinde bulundu. Yani Google, kendi kendine giden bir otomobil yerine otomobilleri sürücüsüz yapacak teknolojiyi geliştirmekle uğraşıyor.

Sürücüsüz araçların hayatımızdaki önemi

Yapay zekâ, hava durumu bilgisi, araç sensör kontrolü, arazi yönetimi, robotik kontrol ve grafiksel alan yorumlama gibi yeni nesil teknolojileri harmanlayan otonom sürücü paketi, Google'ın desteğiyle birlikte yakın bir zamanda araçlarımıza gelebilir. Ayrıca, gelen son haberlere göre otomobil teknolojileri alanında Apple'da benzer bir strateji izleyecek. Tıpkı Google'da olduğu gibi Apple tarafından da bir otomobil ne yazık ki üretilmeyecek. Böyle bir düşünceniz varsa, şimdiden unutun derim. Zira Titan projesine ilk başlarda sıfırdan bir otomobil gözüyle bakan şirket, daha sonradan yaptığı bir durum değerlendirmesiyle bundan vazgeçmiş ve sürücüsüz otonom araçlar için gerekli teknolojiler geliştirmeye karar vermişti. Açıkçası hem Apple'ın hem de Google'ın verdiği bu kararlara pek şaşırmadım. Daha doğrusu benim de beklentim bu yöndeydi diyebilirim. Peki, kendi kendine giden arabalar gerçekten kazaları önleyecek mi? Bu sorunun cevabını KPMG yöneticilerinden Jerry Albright cevaplıyor. Yapılan araştırmalara göre, kendi kendine giden araçlar sayesinde önümüzdeki 25 sene içerisinde trafik kazalarında %80 oranında düşüş olacağı söyleniyor. Peki, trafik kazalarının bu kadar yüksek bir oranda düşmesi nasıl sağlanacak?

Blog single

Günümüzde trafik kazaları genellikle sürücülerin dikkatsizliği ve kişisel hatalarından kaynaklanıyor. Şu an birçok firmanın üzerinde çalıştığı şerit takip ve hız sabitleme teknolojileri sayesinde kazalarda yüksek oranda düşüş sağlanacak. Kendi kendine giden araçların kazaları önlemesinde tabii ki sadece bu teknolojiler yer almıyor. Araçların seyir halinde birbirleriyle konuşacağı da söyleniyor. Böylece şehirler arası yola çıkan araçlar aynı zamanda devasa bir iletişim ağı da oluşturacak. Bu sayede içerisinde bulunduğumuz araç, kilometrelerce ileride olan bir tehlikeden önceden haberdar olacak ve buna karşı önlem alabilecek. Bu durum araç sigorta şirketlerinin sonunu getirecek gibi görünüyor. Zira sürücülerin direksiyondan uzaklaşmasıyla birlikte yapay zekanın kontrolünde olan bir araç, bu sektörün sonunu getirebilir. Durumun ciddiyetini şimdiden fark eden sigorta şirketleri ise, hiçbir zaman bu teknolojinin tam olarak güvenli olmayacağını belirtiyor. Yola aniden çıkan bir çocuğun, kötü hava şartlarından kaynaklanan bazı durumların veya diğer öngörülemeyen olayların araçları kazaya sürüklemeyeceğinin garantisini kim verebilir. Düşünüyorum da sigorta şirketleri bu konuda haklı olabilir.

Otonom araçların olası tehlikeleri nelerdir?

Öyle ki sıkıntılardan birisi de şu; sürücüsüz araç içerisinde araç bir tehlikenin olduğunu fark etti ve manevra yapacak. Bir tarafta yaşlı bir insan var, diğer tarafta da küçük bir çocuk var. Böyle bir durumda yapay zekâ neye göre tepki verecek. Yoksa her ikisini de önemsemeyip sadece araç içerisindeki sürücüyü mü koruyacak. Otomotiv üreticisi Mercedes, konuyla ilgili bizim önceliğimiz araç içerisindeki sürücü şeklinde açıklama yaptı. Tabii ki bir otomotiv üreticisi önceliğimiz araç içerisindeki kullanıcı diyecek ama dışarıda yürüyen insana ne olacak. Bunların hepsi kafalarda bir soru işareti olarak kalıyor. Ayrıca Toyota yöneticisi Gill Pratt, bu teknolojinin tehlikeli olabileceğini de söylüyor: "Böyle durumlarda sürücünün araç kontrolünü eline alması olası tehlikelerin önüne geçebilmek için iyi olabilir. Ancak bunun her zaman geçerli olacağını söyleyemeyiz. Çünkü kendi kendine giden araç sahipleri arka koltuğa geçip uyumaya karar verirse ne olacak. Böyle bir durumda araç, kontrolünü kullanıcıya devrederse araba şarampolden aşağı yuvarlanır." ifadelerinde bulundu. Bir diğer önemli mevzu ise araçların siber güvenliğinin nasıl sağlanacağı yönünde. Konuyla ilgili Gartner'ın analistlerinden Thilo Koslowski "Bu sektöre girecek şirketler siber güvenlik konusunda kusursuz bir iş çıkarmalılar. Siber güvenlik belki de aşılması gereken en büyük sorun ve umarım teknoloji devleri bu konuyu atlamaz." şeklinde konuştu.

Blog single
Otonom araçlar için belirlenen seviyeler

Diğer bir yandan ABD Ulusal Trafik Güvenliği Dairesi tarafından otonom araçlar için belirlenen dört farklı seviye bulunuyor. Belirtilen bu seviyelerin ilkinde, araç seyir halinde hareket ederken eğer bir tehlike sezerse sürücüden daha önce hareket edip otomatik fren sistemiyle aracı durdurması gerekiyor. İkinci seviyede ise, hız sabitleme ve şerit ortalama teknolojilerinin aynı anda ve hatasız çalışması gerekiyor. Üçüncü seviyeye geldiğimizde ise, otonom araçların trafik ve çevre koşullarına göre gerekli durumlarda aracın kontrolünü sürücüye devretmesi gerekiyor. Herkesin merakla beklediği en son ve dördüncü seviyemizde ise, sürücü gerekirse arka koltukta uyusa bile aracın kazasız bir şekilde sürücüyü gitmek istediği yere götürmesi gerekiyor. Eğer ki kendi kendine giden otonom araçlar bu dört şartı sağlayabilirlerse, trafiğe çıkmalarına izin verilecek.

Blog single
Peki, sonuç ne olacak?

Önümüzdeki 15 yıl içerisinde kendi kendine giden arabaların yaklaşık 100 milyar dolar büyüklüğünde bir pazara sahip olacağı düşünülüyor. Artık bilim kurgu olmaktan çıkmış ve yakın bir gelecekte hayatımızın bir parçası olması beklenen bu teknoloji, bütün otomotiv sektörünü derinden etkileyecek. Öyle ki, bu teknolojiye ayak uyduramayan şirketlerden petrol üreticilerine kadar birçok sektörü yakından ilgilendiren bu durum karşısında firmaların da ne yapacağı merak konusu. Sonuç olarak, kendi kendine gidebilen arabalar beklediğimizden çok daha hızlı bir şekilde hayatımıza giriyor.

Blog single

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınızdan paylaşım yapabilirsiniz. Ayrıca buna benzer daha birçok yazı için Blog sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.